Güvercin: Herkesten uzak yeni bir yaşam, yalnızlık ve alışkanlık
Benim için başarılı yapıtlar, içimde herhangi bir duyguyu bütün yoğunluğuyla hissettirebilen ya da kafama yeni bir fikir sokabilen yapıtlardır. Bir kurmacanın insanın kimyasıyla oyun hamuru misali oynaması hayranlık uyandıracak derecede büyük bir başarıdır. Bunu yapabilen yazarlar da baş tacıdır. Patrick Süskind’in Güvercin isimli öyküsü de bu başarılı yaptılar tanımıma en uygun eserlerden birisi. Kapakta bir kurlık tatlı tatlı bakıyor. Cici kızlar sıcak çikolatayla kitabın fotoğrafını çekiyor, gülücükler saçıyor… Hayır, öyle değil işte… O güvercin nelere kadir, ah bir bilsen. Yalnızlığın ve alışkanlığın kitabı Güvercin. Ufacık bir olağan dışılığın alışkanlık denilen bataklığı alt üst etmesinin mürekkebe kusursuz aktarımı. Bir maddeye bağımlı olursun ve her kullanımdan sonra dozu yükseltmen gerekir. Doz yükseldikçe daha çok saplanırsın dibe doğru. Kısa süreli bir yoksunluk bile seni çileden çıkartır. İşte alışkanlık da böyle bir şeydir. Alışkanlıkların, rutinin dışına çıktığınd...